Siyasette samimiyet olmaz
Bundan önceki Cumhurbaşkanı bildiğiniz gibi Ahmet Necdet Sezer’di. Kendileri hukuçudur. Bu sebeple birçok kesimin okumuş adam dediği birisidir. Bunu söyleyenlere Abdullah Gül’ün Doçent Doktor olduğunu hatırlatma gereği çok duydum. Konumuz bu değil, bugünkü konumuz samimiyet.
Siyasette hiçbir zaman samimiyet olmamıştır. Siyaset aslında göreceli bir kavramdır. Benim siyasî görüşümle Mehmet’in görüşünün aynı olmaması buna bir timsaldir. O hâlde siyasette samimiyet aramak Ütopya’da manzaralı ev bulmak gibi bir şey olacaktır. Çünkü asla şahısların ne kadar samimi olduklarını bilemeyeceğiz.
Sayın Sezer’i kırmızı ışıkta geçmediği ve markette kasa sırası beklediği için ulusalcılar pek överler. Hatta bu övme, bazen alır başını gider. Sonra Cumhurbaşkanı değişir ve göreve başlayan yeni Cumhurbaşkanı dış ya da birçok iç bölgeyi ziyaret eder. Ulusalcılar samimi değil, göz boyamaktadır der.
O zaman devreye ben girer ve Sayın Sezer’in de göz boyamak için kırmızı ışıkta beklediğini falan söylerim. Bunu kanıtlayabilir misiniz? O hâlde vazgeçin artık şu deli saçmalarından. Kişi ve kurumları yıpratma hevesinizi yenin. Bugün bunları söyleyen siz olmalıydınız. Halbuki çok değil, 5 ya da 6 ay önce “Amerika’nın emri ile ordu Kuzey Irak’tan çekildi” yorumunda bulunanlar da sizlerdiniz. Aslında kurumlar nasıl yıpratılır bunun âdeta dersini verdiniz. (Ör: CHP ve MHP)
Başörtüsü sorununu çözmek isterken bunu elini yüzüne bulaştıran AK Parti’ye değinmiştim. Fakat ben olumlu tenkit yaptım. Sizler gibi iktidar mücadelesi içinde falan değilim. Kendi bakış açımla neler yapılması gerektiğine, neylerin yanlış yapıldığına dikkat çektim.
Evet beyler, siyasette samimiyet olmaz. İsmet İnönü’nün nasıl bir samimiyete sahip olduğunu bana asla açıklayamazsınız.