Onlar gülmeden, siz gülün
Bursa’da oturanlar bilirler. 1 Mayıs’ta Balibey Han restorasyonu tamamlandı ve açılmıştı. O gün ben de okuldan çıktım ve oradan geçiyorum. Önündeki sette gençler sıra ile oturmuş, sohbet edip gülüyorlar. Önlerine bir köpek geldi ve bir kız geriye kaçarken ordan düştü. Hâli ile diğerlerinin gülüşmeleri merdivenin en üst noktasına kadar geliyordu. Kıza dikkat ettim, ilk yaptığı iş küfür etmek, sonra da morarmış bir şekilde yerden kalkmak oldu.
Bu durum ne mi gösteriyor? Bu durum kızın özgüveni olmadığını ve komik duruma düştüğünde ilk yaptığı iş, çevresindekileri suçlamak ve somurtmak oluyor. Böyle insanlar tehlikelidir. Kıza ilk baktığımda zaten böyle bir harekette bulunabileceğini anlamıştım. Yüzündeki ifade bile özgüvensizdi.
Karlı bir günde düştüğümü hatırlıyorum. Sanırım geçen seneydi. İnsanlar beni görmeden ben bağdaş kurarak kahkahalar atıyordum. Çünkü o sırada yapılacak en güzel şey bu. İnsanlar size bakar, sizin ifadenize göre hareket ederler. Sizi somurturken gördüğünde güler, fakat kendi hâlinize güldüğünüzü görmek hem sizi sempatik yapar hem de o durumdan kurtarır.
Somurtmak için 60, gülmek için de 12 yüz kasımızın gerilmesi gerekir. Neden zor olanı seçelim ki? Bu benim mantığıma uymuyor. O durumda yapılacak en güzel şey, kendi hâlimize gülmektir. Etrafımızdakilere küfür eder bir ifade bize hiçbir şey kazandırmaz. Aksine, birçok şey kaybettirir.
Şimdi iki seçiminiz var: Birisi, bu duruma düştüğünüzde bu yazıyı hatırlayıp kendinize gülebilmek ve durumdan faydalanmak; diğeri de eski tutumunuzu sürdürmek ve kendinizi küçük görmek.
Hayat seçimlerden ibarettir. Ben seçimimi geçen sene yapmıştım, peki siz?