Mustafa İNAN

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak…

Menfaatlenen ama çaktırmayanlar

Ağustos27

Türkiye Cumhuriyeti’nde ikamet eden, yine bu ülkenin suyunu içen, hizmetini alan ama sanki ecnebi ülkesi gibi bu ülkeyi taşlayanlar var. Hem de bu insanlar topluma mal olmuş, aziz görünümlü tipler. Kim olduğunu fazla düşünmenize gerek yok: Hıncal Uluç.

Hangi yazısını okursanız okuyun, Türkiye leyhine bir tek cümle göremezsiniz. Kaleminin kafiyesini Türkiye Cumhuriyeti’ni hor, insanlarını da mazlum görmekten alıyor. Geçenlerde “Utanç abidesi” isimli bir yazı yazdı.

Diyor ki Sayın Uluç: “Çinliler oyunları çok güzel organize ettiler. Türkiye’ye niçin olimpiyatların verilmeyeceğini, verilse de bunu nasıl yüzümüze gözümüze bulaştıracağımızı kanıtladılar. Biz 2000′e Çin’le beraber talip olduk. Çinlilerin yaptığı stadyuma bakın. 100 sene kullanılır. Bizimki daha şimdiden çağ dışı oldu. Bu stadı yaptıranlardan hesap sorulması lazım, bu bir utanç. Türkiye’nin bu işte ne kadar yapmacık, ne kadar sahte olduğu ortaya çıktı.”

Klâsik bir Uluç düşüncesi. Her zaman Türkiye’nin bir haltı beceremeyeceğini yazar ama hiçbir zaman “başarmak için şunları yapmalı” diyemez. Çünkü Türkiye söz konusu olduğunda negatif ve olabildiğince yobaz bir insan. Evet evet, ülkesini her an yerlere vurmaya hazır bir insan için ancak yobaz yakıştırması yapılabilir.

2004 yılında, Antalya valisine eleştiri sınırlarını zorlayan bir yazının da sahibidir Hıncal Bey. Vali dayanamamış ve dava açmıştı. O dava işte bu yıl sonuçlandı ve Sayın Uluç 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra günlüğü 11 liradan 1 ay hapis cezası, 898 lira para cezasına dönüştürüldü. Vali demek, bir şehrin en yüksek devlet organı demektir. Bunu da 1939 doğumlu Uluç’a ben öğretecek değilim.

Geçenlerde de hakaret etmek istediği bir insana “dağdaki çoban” yakıştırması yaptı bu yazarımız. Ben de cevap verdim: “Şehirdeki dangalaklarla olmaktansa, dağdaki çobanı her daim tercih etmişimdir.”

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.