Bu konu çok uzadı gençler…
Bir zamanlar şeyler vardı, Che Guevara hayranları. Tişörtlerinde onun resmi, sanki bir karış marifetmiş gibi gezerlerdi. Sonra bu moda bozuldu. Şimdi sıra Humeyni’de. Humeyni kim? İran İslâm Cumhuriyeti’ni kuran adam. Çok mütevazı bir adamdır aslında. Şimdi böyle dedim diye yarın bana atılacak manşet şu olacak: ‘Bir Humeyni hayranı daha!’ Geç onu bir kere hemşehrim. Siz Kemalist geçinip Che’nin tişörtü ile gezerken biz 10 Kasım’da göz yaşı döküyorduk.
O kız her gün ayrı bir televizyonda şimdi. Humeyni’yi seviyorum, Atatürk’ü sevmiyorum diyen kız. Bu ülkede Apo’yu sevenler bile var ama televizyonda sevmiyorlar. Git evinde sev, odanda sev, tuvaletinde sev ama global bir kanalda sevme! Fatma Şahin derler, provakatör derler, irticaî derler gıkını çıkaramazsın. Çıkarmaya da hakkın yok zaten.
Hasan Tahsin’e de ayıp etti bu kız. İlk kurşunu Sütçü İmam, Nene Hâtun’un başörtüsünün çekilmesi ile Fransızlara attı dedi. Başörtüsüne değil hamamdan çıkan kızların peçesine saldırdılar. Saldıran Fransız değil Ermeni. Millî direnişi Sütçü Ali değil gazeteci Hasan Tahsin başlattı. İzmir’de bir meydanda anıtı da var.
Bazı kuş beyinliler döküldü sokağa ve dediler ki: ‘İşte, tüm türbanlılar böyle düşünüyor!’ Onu bir kere geç, böyle düşünen çok türbansız gördük biz. 40 tane villası olan eski başbakan bile var bu ülkede, hem de türbansız!
Bu kız dün Star Tv’deydi, yarın hangi medyanın kucağına düşeceği belli olmaz. Aslında medya sevgi ile saygıyı birbirine karıştırıyor. Bu ülkede yaşadığı sürece Atatürk’ü sevmek zorunda değil ama katiyetle saygı göstermek zorunda. Ben bir öğretmenimi sevmek zorunda değilim ama saygısızlık edemem. Bu da öyle.
İngilizlerin, Yunan bir generalin, Amerikalı müttefiklerimizin hayran olduğu bir insanın neden sevilmediği de başka şeylere bağlanabilir aslında. Densizliğe, bilgisizliğe ve elbette populariteye. Bazı kesimin Atatürk üzerinden siyaset yaptığı gibi bu kız da O’nun sırtından rant elde etmeye çalışıyor. Aman dikkatli ol, elini yakarlar!
Bu vesile ile bir kez daha anlamış olduk. Demek ki bizim sorunumuz türban değil kara cehaletmiş. ‘Bu kız yüksek okul mezunu ya hu!’ nidalarını duyar gibiyim.
Okumak cehaleti alır, eşeklik baki kalır.