Mustafa İNAN

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak…

İşte sizin gerçek korkunuz

Temmuz11

Aslında bunları yazmaktan çok sıkıldım. Fakat bugün türbanın üniversitelerde serbest kalmasına ‘korku verici’ gibi bakanların özünde neyden korktuklarını yazacağım.

Sanıyorum İstanbul Üniversitesi’nin giriş kapısıydı. Muhabir ‘türbansız’ 3-5 kadına yeni çıkacak olan düzenlemeyi soruyor: ‘Hanımefendi, türbana serbestlik geliyor. Neler düşünüyorsunuz?’ Bu 3-5 ‘türbansız’ bayan da şunları söyledi: ‘Hele bir gelsin. Bu kapıda nöbet tutacağız. Gerekirse saçlarını, başlarını yolacağız!’ Hiç abartmadım, kadınların ortak cevapları buydu.

Bu kadınların neden böyle yanıt verdiği apaçık ortada: ‘Cehalet’ Peki bunu mecliste yıllarca ‘korku verici unsur’ gibi gösterenler aslında neyden korkuyorlar? Yıllarca türbanı üniversitede ‘baskı unsuru, korku verici’ gibi yorumlayanların gerçek korkusu acaba ne olabilir?

Benim bildiğim Erdal İnönü’nün SHP’sinden itibaren bu hep böyle nitelendi ve teknik açılımı da ‘lâiklik’ üzerine oturtuldu. Fakat gerçek sebep şu: ‘Yıllarca savundukları şeyin yalan ve gerçek dışı olduğunu bildikleri için hiçbir zaman serbest olmasını istemiyorlar. Türban serbest bırakılırsa senelerdir savundukları safsatalar ortaya çıkacak ve rezil olacaklar. Bunun çok iyi farkındalar.’

Sonra da bu vatandaşları destekleyen halk diyecek ki: ‘Biz ne kadar da hata etmişiz. Bakın, aylardır türban serbest ama tek bir olumsuzluk bile yok. Önceden kardeş gibi okuyan ‘türbanlı ve türbansız’ kızlarımız ya da diğerleri arasında en ufak bir sürtüşme yok!’ Sonra da Baykal ve onun gibi düşünenler siyaset sahnesinden tarih olacaklardı. Fakat bu tarih ertelendi.

Bunun bir diğer örneği de Cumhurbaşkanı seçimlerinde oldu. CHP çıktı sahneye ve dedi ki: ‘Bu adam Cumhurbaşkanı seçilirse Türkiye’nin vay hâline. Cumhuriyet denen bir şey ortada kalmayacak. Buna sebep olmak istemediğimiz için biz meclisten kaçıyoruz!’

Bu mutlak bir ‘rant’ elde etme telaşıydı. 28 Ağustos 2007 tarihinde Abdullah Gül meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildi ve belki de şu ana kadar en ‘aktif ve yapıcı’ görevi icra etti. Bu yalanlarının ortaya çıkmamasına engel olamadılar. Çünkü 22 Temmuz’da halk ‘farkındayız’ dedi; hep bir ağızdan!

Hani Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçilirse şeriat gelirdi? Cumhuriyet elden giderdi? Lâiklik denen bir şey kalmazdı? Sizin gerçek korkunuz yıllarca bu ülkenin evladını ezmenizin, korkutmanızın, yalan söylemenizin ortaya çıkması ve tepetakla olmanız.

Değilse, yüzüme tükürün!

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.