Dün gece Ülke Tv’de Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu vardı. Herkes gibi gündemi değerlendirdi ve partisinin hangi doğrultuda çaba sarfettiğini uzun uzun anlattı. Kısaca Soylu: ‘Şu an siyasette bir açmaz var. Bu açmazı biz çözeceğiz. Diğerleri gibi açmazlıklardan malzeme üretmeyeceğiz’ gibi atıflarda bulundu.
Açmaz dediği konu başörtüsü ile ilgili elbette. Mutabakatın sağlanması gerektiğini, aslında bu konunun meclisin gündeminde olmaması gerektiğini anlattı. Bunu üniversiteler arası kurul çözüme kavuşturacakmış. Buraya kadar yazdığım şeyler Sayın Soylu’nun düşünceleriydi.
Şimdi kendi değerlendirmelerime geçiyorum:
Öncelikle, üniversiteler arası kurul sentezi ile bahsedilen yer YÖK’tür. Bildiğiniz gibi 411 kişilik bir uzlaşma ile başörtüsüne üniversitede serbestlik getirildi ve YÖK üniversiteleri kanuna karşı gelmeme konusunda uyardı. Nazik bir şekilde, ‘Yasa çıktı, başörtülü öğrencileri okulunuza alınız’ dedi. Söyler misiniz bana, ‘Kaç üniversite bu kanuna uydu?’ Saymaya gerek yok. Çünkü 8′i geçmeyecektir.
Bırak üniversiteler arası kurulu, kanun çıkarsanız dahi bu sorun ortadan kalkmayacak demektir. AK Parti bu sorunu çözeceğim derken yüzüne gözüne bulaştırdığı konusunda hemfikiriz.
Aslında çözüm şundan ibaret:
Öncelikle anayasa mahkemesine kanun değişikliğini taşıyabilme sayısı arttırılmalıdır. Sanıyorum şu an imza sayısı 120′den az. Bunu 200 yaptığınız zaman otomatik olarak CHP devre dışı kalacaktır. MHP’de CHP’nin oyununa gelmeyeceği için uzlaşma yapmayacaktır. O hâlde yaptığınız kanunun anayasa mahkemesine takılma olasılığını ortadan kaldırmış olacak, hem de CHP’ye karşı bir dışlama politikası kazanacaksınız.
Bu işten sonra, MHP ile işbirliği içersinde ’sivil ve özgürlükçü’ bir anayasa hazırlayacaksınız. Karın ağrıları olabilir. Çünkü devrimlerde her zaman bu olmuştur. Zaten karın ağrıları olmazsa bu devrim sayılmaz. Dört dörtlük bir anayasa ile askerî anayasayı değiştirdiğiniz zaman doğal olarak darbe suçlulularından da hesap sorma yolunuzu açmış olacaksınız. Sonra YÖK nezninde üniversitelere bir mektup ile yasanın çıktığını, uyulmaması hâlinde suç kabul edileceğini ve bunun cezasız kalmayacağını bildireceksiniz.
Çözüldü değil mi?
AK Parti bu konuda hatalı. Çünkü yanlış bir politika izledi. Yanlış politikasının sonucunu değerlendiren Sayın Soylu’da AK Parti’nin önünün kesilmesinden siyasî zeminde nemalandığını söyledi. Eğer bu bakış açısı ile olayları değerlendirmeye kalkarsanız bundan çok kişinin nemalanmaya çalıştığını size kanıtlayabilirim. Örneğin AK Parti’nin bu işten nemalandığını söyleyerek siz de bir nemalanma peşindesiniz. Şöyle ki, onun bu işte samimi olmadığını, kendinizin daha iyi yapabileceğini savunarak nemalanma güdümü içersinde yorumlarınızı dile getirdiğinizi söylemek mümkün. O hâlde bir nemalanma söz konusu ise AK Parti’nin üzerinden sizin de nemalanmaya çalıştığınızı söyleyebiliriz.
Pekâlâ, o hâlde bu bakış açısı büyük bir yanılgıdır. Şu an AK Parti halkın gözünde alternatifi olmayan tek partidir. Uzun bir süre de böyle devam edeceğinin garantisini verebilirim. Bu halktan değil, Sayın Baykal, Sayın Bahçeli ve diğer muhalif kesimlerin iktidar kavgasındaki tutumlarından kaynaklanmaktadır.
Unutmayınız ki AK Parti’ye %48 oy veren halktır. Milletin gözünde AK Parti’yi sindirme, yok etme, ortadan kaldırma eylemleri direkt olarak halk tarafından benimsenecek ve en yakın seçimde sizlere gereken cevap verilecektir.
Sizin anlayamadığınız ya da görmezden gelmeye çalıştığınız tek nokta budur.
Kendini hissettir
You must be logged in to post a comment.
Son Yorum